Zekât ve sadaka

Prof.Dr. VECDI AKYÜZ

Sözlükte “zekat” kelimesi, “temizlenmek, arınmak, bereket… 

Geniş ve dar anlamıyla zekât.

Fıkıh dilinde “zekât’ geniş ve dar anlamda olmak üzere başlıca iki açıdan ele almak gerekir.

Geniş anlamda zekât kavramı, “mal zekâtı” olarak kabul edilen “farz zekât” ile “beden zekât” olarak kabul edilen “vacip fitreyi içine alır. Dar anlamda “zekât”. İslam dininin beş rüknünden biri olan “mal zekâtı”, başka deyişle “mali ibadet” olan zekâttır. Bu anlamıyla “zekât” “şartlarına uygun olarak, zekâta tabi mallardan bir miktarını zekât alacaklısına Allah rızası için temlik etmek” demektir. Kuran-ı Kerim’de “zekat” kelimesi otuz iki yerde geçmektedir. Bunlardan sekizi mekki, kalanı da medeni surelerde olmak otuzu bilinen, ikisi ise değişik anlamlarda kullanılmıştır. Bu isim dışında, sadaka (on iki yerde ve hep medeni surelerde geçer), hak, bir, infak ve ta’amu miskin gibi çeşitli isimler altında zikredilirken, namazla birlikte yirmi yedi yerde tekrarlanır. Ayetlerde zekâtın namazdan ayrı olarak gelmesi (el-Mu’minun: 23/2, 4 ayetlerinde) önceki ayette “namaz”, sonraki ayette de “zekat” zikredilmek üzere yalnızca bir yerdedir.

Sadaka kavramı.

Sözlük manası itibarıyla “sadaka”, Allah Teala’ya kulluk konusunda “sıdk ve sadakat, merhamet” manasına gelir. Fıkıh dilinde ise “Kişinin malından sırf Allah rızası için, muhtaç kimselere temlik edilmek üzere ayırdığı miktar” demektir. Sadaka vermeye tasadduk denir.

Aslında sadaka kavramı, hem zekât ve fitre hem de nafile sadakalar için kullanılan genel bir kavramdır. Nitekim Kuran-i Kerim’de ve hadislerde kullanılan sadaka kelimesi, mecburi olan zekâtın kullanıldığı gibi, mecburi olmayan sadakalar için de kullanılır. Bu sebeple, sadaka kavramı, zekâttan daha geniş kapsamlıdır. Zekât için kullanılan “sadaka” tabiri, mecburi olmayan ve nafile sadakalar için kullanılır. Bu anlamda sadaka, ne mecburidir ve ne de miktarı ve ödeme zamanı tayin edilmiştir. Fakirlere verilen sadakanın tam karşılığı, “İnfak fi Sebilillah”, yani “Allah yolunda mal harcamak”tr.

Prof. Dr. VECDİ AKYÜZ

2 Kasım 2004 yeni Şafak

0 Comments

Leave A Comment