YENİLİKLER
Hayat Danışmanı Etkili Sözler'e hoşgeldiniz!.. Güncellemeler devam ediyor. Sitemizle ilgili, hata, eleştiri ve önerilerinizi lütfen bize iletin. Güncellemler tamamlandığında size bilgi verebilmemiz için lütfen e-posta adreslerinizİ haber listesine ekleyiniz. Sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimizle!..
“East is East and West is West…”

 
“East is East and West is West…”
 Bekir HAŞİMOĞLU
b.hasimoglu@etkilisozler.com

 

Hem birbirinden farklı hem de farklı olduğundan daha fazla ayrı iki dünya, iki ayrı medeniyet.

Doğu ve Batı… Tarih boyunca birbirinden etkilenen ve yer yer çatışan bu iki uygarlık arasındaki etkileşimli ilişki, Türkiye’nin AB’ye giriş süreci ile geçmişten biraz daha farklı bir anlama bürünmüş görünüyor.

Üzerinde o kadar çok düşünüldü, yazıldı ve söylendi ki, bugün yeni bir düşünce ortaya koymaktan öte eylem planına geçilmeye ve en azından asgari düzeyde birleşme sağlanmaya çalışılıyor.

Doğu ve Batı’nın tarih boyunca ilişkileri hep karmaşık oldu. Bu iki kutup birbirini çok etkiledi. Bugün modernleşme süreci ile Batı’nın etkisi altına giren Doğu, geçmiş tarihlerde Batı’nın gelişim sürecinde çok etkili oldu. Ortaçağın başlangıcıyla ve modern çağa ulaşma sürecinde Batı, Doğu’nun bilgi birikime çok şey borçludur. Örnek vermek gerekirse, matematiğin temeli sayılan cebir ve çok zor hesaplanan, bugün bilgisayarların ve hesap makinelerinin temel çıkış noktası olan logaritma gibi daha pek çok yöntemi Batı, Doğu’dan almıştır.

Batı’nın ve Doğu’nun din başta olmak üzere kültürel ve temel hayat kültürü bakımından pek çok farklılığa sahip olduğu bilinmektedir. Bu farklı alanlar, bu iki dünyayı yer yer çatışmaya sürükledi ifade edilmektedir. Ancak bu çatışmanın gerçekten bilinen farklılıklardan mı, yoksa başka sebeplerden mi kaynaklandığı bizce üzerinde çok ciddi bir fikir yürütme zorunluluğu taşıyan bir konudur.

Öncelikle bilmekte yarar vardır. Doğu Batı ayrımını yapanlar aslında Batılılardır. Şarkiyatçılık, diğer adıyla ‘oryantalizm’ bunun bir yansımasıdır. Bilindiği gibi şarkiyatçılık, yani Doğu’yu bilme bahanesiyle asırlardır yürütülen çaba aslında, bilmekten ve sonuç olarak anlama çabasından çok aha farklı bir amaca hizmet etmiştir. Bu amaç, Doğu’nun, eski deyişle zap-u rapt altına alınarak, ekonomik potansiyelinin Batı’ya taşınmasıdır. Bugün bile zaman zaman gündeme getirilerek yorumlar yapılan ve genelde Batı’nın Doğu’yu algılayış biçimi olarak ifade edilen ‘oryantalizm’ aslında, Batı’nın ekonomik hedeflerini gerçekleştirmek için kullandığı bir Doğu’yu keşif kolu olarak işlev görmeyi sürdürmektedir.

Kuşkusuz bugün Batı büyük ölçüde Doğu’yu kendi etkisi altına almıştır ancak, Doğu’nun Batı üzerinde etkisi hızla devam etmektedir. Özellikle İslam’ın her zaman gündemde oluşu bu etkinin tezahürlerinden olduğu ifade edilebilir. İslam’ın gündemde oluşu, genelde yapılan terör eylemlerinden kaynaklasa da, bu sebeple Batı toplumlarının genelde anlamda Doğu’yu, özel anlamda ise İslam’ı doğru anlamaya dönük bir çaba içine girdikleri de gözden kaçmamaktadır. Evet, terörü yapılan eylemlerle hep gündemde tutup değişik toplumlar içinde adeta ‘mevzi’lenmeye çalışan Batı, aslında geçmişte yine amaçları doğrultusunda kullanmak için illegal oluşumlara değişik ve gizli yollardan destek verdiği de bilinen bir gerçektir. Sahi, Ladin’i kim besleyip büyüttü ve insanlığın başına musibet olarak koydu? Yıllardır başımızdaki terör belasına kim veya kimler destek veriyor çok iyi biliniyor değil mi?

Batı pek çok bakımdan acımasız rekabetçi, yer yer çatışmacı ve ‘öteki’leri deyim yerinde ise dize getirme mantalitesinden vazgeçmeyen bir uygarlık anlayışına sahip. Pek çok zaman insan hakları gibi çok önemli konuları dahi bu zihniyetle ele alıyor. Düşünelim, herhangi bir batı insanının insan hakkı ihlal edilince gösterilen duyarlılık, başka toplumlarda söz konusu olunca adeta es geçiliyor. Ülkemizin yıllardır mücadele ettiği terör konusunda yaklaşık yirmi yıldır karşılaştıklarımız acı gerçekler, Batı’nın çifte standartçılığının en somut delillerinden sayılabilir.

Doğu, Batı’dan farklı olarak büyük ölçüde toprağa bağlı, sabırlı, uyumlu ve daha toleranslı bir medeniyet anlayışı temsil eder. Bu iki uygarlık arasındaki bu ikilem, Batı’nın her yönüyle maddeye hükmetmesini sağlamış ancak, kendi literatüründe kelime karşılığı olmayan ‘gönül’ dünyasını doldurmayı başaramamıştır. Bu nedenden dolayı olsa gerektir ki, Batılılar, Doğu felsefi akımlarına ve dinlerine çok yoğun ilgi göstermektedir.

Kuşkusuz bugün, Doğu’nun Fetih hareketleri ile Batı’ya yönelişi ve Batı’nın ‘din’ gerekçesi ile ekonomik hedeflerine ulaşmak için yaptığı Haçlı Seferleri devrini yaşamıyoruz. Şu küreselleşme hikâyesi gerçekten Doğu ve Batı arasındaki ilişkilerin boyutunu ve içeriğini gözle görülür biçimde değişmesini vesile oldu. Pek çok alanda temel bazı konular aynı duyarlılıkta işlevini sürdürüyor, ancak son çeyrek asırda yaşanan kriz ve deneyimler, pek çok konuda bu iki uygarlığı derinden etkiledi ve yakınlaştırdı.

RUDYARD KIPLING bir şiirinde,“East is East and West is West, And never the twain shall meet.” Yani, “Batı Batıdır, Doğu da Doğu. Bu ikisi asla bir araya gelmez.” Diyor, sizce Doğu ve Batı’nın bir araya gelme ihtimali var mı?

Kaynakça: 09.10.2007 http://arsiv.gazeteport.com.tr/NEWS/GP_086832

Yazarın diğer yazıları

Bu Makaleye Toplam 2 Yorum Eklenmiştir.
Ümit
02-10-2009
Keskin
Türklerin güzel bir deyimi vardır: 'Keçi geberse de kuyruğunu indirmez'. 'İnatçı ölse de inadından vazgeçmez' anlamına geliyor. Bu deyim çok da iyi anlaşılamamış olsa gerek ki bugün hala yanlış ekonomik, toplumsal ve politik yöntemler izlemeye devam ediyorlar. Doğu'daki çoğunluğu etkileyen bazı çıkar gruplarının, Batı’nın bilimsel devinimi ve değişimine, inatla din baskısıyla oluşturulan toplumsal ve politik karşılık - bilim-dışı dogmatik anlayış, veya Türk-İslam sentezi, veya Türk-Arap sentezi - Batı'nın çoğunluğu etkileyen bazı çıkar gruplarının Doğu üzerindeki kozudur. Burada Doğu ve Batı’nın hepsi kastedilmiyor görüldüğü gibi, ama bazı çıkar gruplarından söz ediliyor. Çıkar gruplarının bu anlayışları Doğu’yu savaştan savaşa taşımaktadır, taşıyacaktır. Bu savaşlarda toplumsal liderler değil onların amaçları uğrunda sürüklenen toplum zarar görmektedir ve görecektir. Örnekler Orta Doğu’da bol miktarda mevcuttur. Batı ise bilimsel ve teknolojik gelişimini oldukça hızlı bir şekilde sürdürmektedir. Bu gerçek gönülden çok ekonomik ve tarihsel temelde incelenirse anlaşılacaktır ki küreselleşme bir gerçektir ve komplo teorileri üretmenin onun avı ve yemeği olduktan sonra anlaşılmasının bir anlamı yoktur. İnançlarınız ne olursa olsun maddesel koşullar değişiminizi gerçekleştirmektedir ve gerçekleştirecektir. Dolayısıyla daha fazla inat etmenin bir anlamı yoktur, yenilgiden ders çıkarıp hızlı bir iç değişim gerçekleştirmenin zamanıdır daha da geç olmadan, yoksa gelecekte toplumsal yaralar açarak zorla gerçekleşecektir bu.
Web Gezgini
17-12-2008
Düşünmeli
Okunmaya değer ve üzerinde düşünmek gereken bir yazı ve düşünceler... Konu oldukça önemli. Bundan dolayı değişik fikirlerden haberdar olunmalı. Teşekkürler

Bugün 08 Eylül 2010 Çarşamba 
SON DAKİKA
PİYASALAR

web-tasarim

HAVA DURUMU